Main menu

Dezenfektanların etkinlik kontrolü

Çok
#1428 Yazan: murat_1972
murat_1972 konu oluşturdu: Dezenfektanların etkinlik kontrolü
Süspansiyon testleri ve yüzey etkinlik testlerinin, dezenfektan etkinliğinin değerlendirilmesinde en sık başvurulan test yöntemleri olduğu belirtilmiştir.

Dezenfektanların biyofilm üzerine etkileri
Mikroorganizmaların biyofilm oluşumlarının engellenebilmesi için öncelikle işletmelerde biyofilm oluşturabilecek mikroorganizmalarla yüzeylerin temasının kesilmesi gerekmektedir. Bu amaçlada yüzeye tutunmanın minimum olabileceği materyaller gıda endüstrisinde kullanılmalıdır. Gıda endüstrisinde kullanılan yüzey materyalleri arasında paslanmaz çelik, cam, polimerler, alüminyum, bakır, kauçuğun sayılabileceği belirtilmiştir.
Yapılan bir çalışmada, S. aureus ve P. aeruginosa’nın yüzeylerde oluşturduğu biyofilm tabakasının 34,5, 51,7 ve 68,9 bar.’lık su basıncı uygulanmaları ile giderilemediği ancak asit ve alkali dezenfektanlar kullanılarak engelenebildiği bildirilmiştir.

Dezenfektanlara karşı gelişen mikrobiyel direnç
Mikroorganizmaların kendilerini korumak için dezenfektanlara karşı direnç oluşturdukları bilinmektedir. Örneğin gıda işletmelerinden izole edilen KAB’lerine karşı dirençli olan Staphylococcus spp. % 13’nün benzalkonium kloride karşıda dirençli olduğu belirlenmiştir. Bu direnç gelişiminin Staphylococcus spp. plazmidlerinde taşıdığı qac (qacA, qacB, qacC, qacD, qacH) genlerinden kaynaklandığı belirtilmiştir.
Yapılan bir çalışmada, laktik asit bakterileri (LAB)’ nin gıdalar ve işletmelerde gıdalar ile temas eden yüzeyler için problem teşkil ettiği ve KAB’lerine karşı dirençli olduğu belirtilmiştir. Gıdalardan ve işletmedeki yüzeylerden izole edilen toplam 320 LAB’sinin, KAB’lerine karşı % 17,5’nun duyarlı olduğu, %1,5’unun ise dirençli olduğu saptanmıştır.
Pseudomonas spp. gıda işletmelerindeki ekipman yüzeylerinden sıklıkla izole edilen ve dezenfektanlara karşı direnç gösteren mikroorganizmalar olarak bildirilmektedir. Broiler karkaslarından izole edilen Pseudomonas spp. KAB’lerine karşı dirençli olduğu ve duyarlılığın mikroorganizma populasyonu için MIC’nu 40–60 μg ml–1 olarak belirtilmiştir. Enterobacteriaceae familyasındaki türlerin 150 μg ml–1 konsantrasyondan daha düşük miktarda benzalkonium klorid ile inhibe edilemediği bildirilmektedir.
Pseudomonas türlerinin dezenfektanlara karşı direnç gelişiminin, Enterobacteriaceae familyasındaki türlere göre daha fazla olduğu belirtilmiştir. Hipoklorit ve peroksijenin gıda sanayinde en çok kullanılan dezenfektanlar arasında olduğu belirtilmiştir. Süt işletmelerinde kullanılan dezenfeksiyon metodu, buhar kullanımı yerine klorlu bileşiklerin kullanımı olarak değiştirildiğinde bakteriler tarafından hipoklorite karşı yüksek düzeyde direnç meydana geldiği saptanmıştır. Ayrıca gıda işletmelerinde yüzeylerden ve ekipmanlardan izole edilen S. aureus’ un klora karşı yüksek düzeyde direnç gösterdiği bildirilmiştir.
Yapılan bir çalışmada, KAB’lerinin işletme yüzeyleri ve ekipmanlarına uygulanması sonucunda Listeria monocytogenes’in bu bileşiklere karşı adaptasyon kazanabileceği, fakat yüksek konsantrasyonda BC (Benzalkonium klorid) bileşiğine adaptasyon sağlayamayacağı belirtilmiştir.
Gram negatif bakterilerin KAB ve amfoterik dezenfektanlara karşı adaptasyon gösterdiği saptanmıştır. KAB’leri ile yapılan dezenfeksiyon işleminden sonra izole edilen P. fluorescens ‘in bu bileşiğe karşı yüksek düzeyde direnç gösterdiği bildirilmiştir. Soğukta depolanmış kanatlı karkaslarından izole edilen P. lundensis’in 200 ug/ ml-1 konsantrasyonunda BC’te karşı yüksek düzeyde direnç gösterdiği belirtilmektedir. Ayrıca P. aeruginosa’nın yüksek konsantrasyonda KAB’lerine karşı direnç gösterebildiği bildirilmiştir.
Staphylococcus türlerinde transposon Tn552 geni ve çeşitli multiresistans plazmidlere bağlı olarak dezenfektanlara karşı direnç oluştuğu belirtilmiştir.
Dezenfektanlara karşı direnç gelişiminin mikroorganizmanın doğal yapısı, mutasyon (self-replicating, ekstrakromozomal DNA) yada transpozon (kromozomal yada plazmidal integrasyon) yoluyla gerçekleştiği belirtilmektedir. Gram negatif bakteriler, bakteri sporları, mikobakteriler ve Gram pozitif bakterilerin direnç gelişiminin intrinsik olarak gerçekleştiği bildirilmiştir. Ayrıca civa bileşiklerine ve diğer metalik tuzlara karşı ise plazmidal direncin meydana geldiği bildirilmiştir. İntrinsik direncin, bakterinin kromozomal yapı farklılığından kaynaklanan hücre duvarı özelliğinden dolayı meydana geldiği belirtilmiştir.
Yapışkan tabaka ile çevrili hücrelerden oluşan mukoid türler (S. aureus), mukoid olmayan türlere göre chloroxylenol, cetrimide ve klorhekzidine karşı direnç göstermektedirler. B. subtilis ve B. stearothermophilus sporlarının gluteraldehid, formaldehid, klor ve iyot gibi dezenfektanlara karşı direnç gösterdiği bildirilmiştir.
Gram pozitif bakterilerin (Staphylococcus spp.) hücre duvarı yapısında bulunan peptidoglikan ve teikoik asitten dolayı dezenfektanlara karşı direnç şekillendirdikleri bildirilmektedir.
Dezenfektanların direncinin belirlenmesi üzerine yapılan bir çalışmada, Escherichia coli, Pseudomonas aeroginosa, Staphylococcus aureus, Enterococcus faecalis, Enterobacter aerogenes ve Bacillus cereus’tan oluşan bakterilere karşı KAB, klor ve alkol bazlı dezenfektanların dirençleri belirlenmiş ve çalışmada konsantrasyon ve zamanın direnç gelişimi üzerine etkisi olduğu saptanmıştır. Klor ve KAB bazlı dezenfektanlar % 0,5, % 1, % 1,5 ve %2 konsantrasyonlarında kullanılmıştır. Klor bazlı dezenfektanın Pseudomonas aeroginosa, Staphylococcus aureus, Enterococcus faecalis ve Enterobacter aerogenes üzerine etkili olurken, KAB bazlı dezenfektanın Escherichia Coli, ve Bacillus cereus üzerine etkili olduğu belirtilmiştir.
Gram negatif bakterilerin (Pseudomonas aeruginosa, Burkholderia cepacia, Proteus spp., Providencia stuartii) klorhekzidin, hekzaklorofen, KAB ve triklosan gibi dezenfektanlara karşı direnç gösterdiği belirtilmiştir. Bu direncin lipopolisakkarit’le (LPS), LPS arasında bağlantıyı sağlayan magnezyum iyonlarından kaynaklandığı bildirilmiştir. Ayrıca S. marcescens, Achromobacter/Alcaligenes xylosoxidans türlerinin klorhekzidine karşı dirençli, S. typhimurium’un ise duyarlı olduğu belirtilmiştir. Vibrio cholerae tarafından üretilen EPS (amorphous exopolysaccharide) nedeniyle klora karşı direnç geliştiği bildirilmiştir.
Dezenfektanlara karşı mantarlarda iki tip direnç gelişmektedir. Bunlardan birincisi intrinsik direnç (hücre duvarı bariyeri, enzimatik inaktivasyon), ikincisi ise sonradan kazanılmış direnç (mutasyon, plazmid ) olarak bildirilmiştir.
Protozoa kistlerine karşı en etkili dezenfektanların ozon, klordioksit, iyot ve klor olduğu belirtilmiştir. Direnç gelişiminin kist duvarının bariyer görevi yapmasından kaynaklandığı bildirilmiştir. Prionların dezenfektanlara karşı dirençli oldukları belirtilmiştir. Ancak hipoklorit, sodyum hidroksit, fenol ve guanid tiyosiyonatın infektivite üzerinde etkili olduğu saptanmıştır.
Virüsler için dezenfektanlara karşı direnç gelişiminin lipid tabakası ile çevrili olup olmadığına bağlı olarak değiştiği bildirilmiştir. Lipofilik virusların (HIV, Newcastle, kuduz ve influenza virüsü) KAB, klorhekzidin, isopropanol gibi dezenfektanlara karşı daha dirençli oldukları belirtilmiştir.

Lütfen sohbete katılmak için Giriş ya da Hesap açın.